<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Tesettür Nedir?</title>
	<atom:link href="http://www.tesetturnedir.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tesetturnedir.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<pubDate>Fri, 01 Feb 2008 18:50:29 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Tesettürün Nöbetçileri</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/tesetturun-nobetcileri-2.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/tesetturun-nobetcileri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Dec 2007 14:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür Videolar]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[başörtüsü video]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<category><![CDATA[tesettürün nönetçileri]]></category>

		<category><![CDATA[türban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/64/tesetturun-nobetcileri-2/</guid>
		<description><![CDATA[Tesettür Nedir Ekibi olarak hazırlamış olduğumuz bu video yu sizlerin beğenisine sunuyoruz.
Bu video imam.gen.tr için hazırlamış olduğumuz yaklaşık 1 yıl önce bititmiştik. Yayınlamak bugüne nasipmiş.
Yeni film için hazırlıklarımız devam etmektedir.
Tesetturnedir.com ekibi bir Gönüllüler kervanı  ekibinin bir koludur. Sizde bu kervanda yer almak isterseniz burdan alalım sizi.
Medium: www.youtube.com
Link: www.youtube.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tesettür Nedir Ekibi olarak hazırlamış olduğumuz bu video yu sizlerin beğenisine sunuyoruz.</p>
<p>Bu video<a href="http://www.imam.gen.tr"> imam.gen.tr</a> için hazırlamış olduğumuz yaklaşık 1 yıl önce bititmiştik. Yayınlamak bugüne nasipmiş.</p>
<p>Yeni film için hazırlıklarımız devam etmektedir.</p>
<p>Tesetturnedir.com ekibi bir <a href="http://www.imam.gen.tr">Gönüllüler kervanı</a>  ekibinin bir koludur. Sizde bu kervanda yer almak isterseniz<a href="http://www.imam.gen.tr"> burdan alalım sizi</a>.</p>
<p><object type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350" data="http://www.youtube.com/v/RGbrpSfgEjM"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/RGbrpSfgEjM" /><param name="quality" value="high" />Medium: www.youtube.com</object>
<br />Link: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=RGbrpSfgEjM">www.youtube.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/tesetturun-nobetcileri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fark sadece tesettürmü?</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/fark-sadece-tesetturmu.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/fark-sadece-tesetturmu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2007 12:36:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür üzerine]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[allah]]></category>

		<category><![CDATA[emir]]></category>

		<category><![CDATA[hak]]></category>

		<category><![CDATA[sami yusuf]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<category><![CDATA[türban mücadelesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/63/fark-sadece-tesetturmu/</guid>
		<description><![CDATA[Bu resmi tesetturnedir.com için hazırlayacağım tanıtım filmi için resim toplarken buldum. Resim bize kafamızda bazı soru işaretleri bırakmakta. Ben bu resimden alacağım mesajı aldım. ve sizlerin yorumlarına sunuyorum&#8230;

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu resmi tesetturnedir.com için hazırlayacağım tanıtım filmi için resim toplarken buldum. Resim bize kafamızda bazı soru işaretleri bırakmakta. Ben bu resimden alacağım mesajı aldım. ve sizlerin yorumlarına sunuyorum&#8230;</p>
<p align="left"><img src="http://www.tesetturnedir.com/wp-content/gallery/ts/fark2.jpg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/fark-sadece-tesetturmu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihte Tesettür düşmanlığı</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tarihte-tesettur-dusmanligi.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tarihte-tesettur-dusmanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2007 12:27:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[asker]]></category>

		<category><![CDATA[ihl]]></category>

		<category><![CDATA[imam hatip]]></category>

		<category><![CDATA[kanun]]></category>

		<category><![CDATA[refah partisi]]></category>

		<category><![CDATA[sol]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<category><![CDATA[türban]]></category>

		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/haberler/62/tarihte-tesettur-dusmanligi/</guid>
		<description><![CDATA[98 Subatinda Istanbul Üniversitesi Rektörlügünün yayinladigi genelgeyle üniverseteye bagli fakülte, yüksekokul, sosyal tesisler vs.&#8217;de basörtünün yasaklanmasi ve bu yasaga karsi ögrencilerin gösterdigi kesintisiz direnis basörtüsü sorununu Türkiye gündeminin üst siralarina tasidi. 98-99 egitim-ögretim döneminde YÖK (Yüksek ögretim kurulu, M.K.) kararlari dogrultusinda yasagin diger üniversitelere de yayginlastirilmasi ve ögrencilerin yasak karsisinda kararli tutumlari nedeniyle basörtülü yasagi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.enfal.de/tes3.jpg" align="left" height="307" width="307" />98 Subatinda Istanbul Üniversitesi Rektörlügünün yayinladigi genelgeyle üniverseteye bagli fakülte, yüksekokul, sosyal tesisler vs.&#8217;de basörtünün yasaklanmasi ve bu yasaga karsi ögrencilerin gösterdigi kesintisiz direnis basörtüsü sorununu Türkiye gündeminin üst siralarina tasidi. 98-99 egitim-ögretim döneminde YÖK (Yüksek ögretim kurulu, M.K.) kararlari dogrultusinda yasagin diger üniversitelere de yayginlastirilmasi ve ögrencilerin yasak karsisinda kararli tutumlari nedeniyle basörtülü yasagi, basörtüsü konulu tartismalar bu senye de yayildi&#8230;</p>
<p>Bu yazi basörtüsü daha genellersek örtünme olgusu tarihine, bu konuda lehte ve aleyhte olusan taraflar ekseninde kisa bir degini olacaktir.</p>
<p>Tevhid-sirk, hak-batil, zalim-mazlum gibi zitliklar baglaminda, en eski çatisma alani olarak insanligin atasi Adem-Havva (as.) ve onlarin Iblisle mücadelerinde örtünme ve çiplaklik tezatliklarini da görmekteyiz. Bu mücadelenin en önemli unsurlarindan biri olmasi örtünmenin hayatiyetini ortaya koymaktadir.<br />
&#8220;Derken seytan, birbirine kapali ayip yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu agaci sirf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladi, dedi. Ve onlara: Ben gerçekten size ögüt verenlerdenim, diye yemin etti. Böylece onlari hile ile aldatti. Agacin meyvesini tattiklarinda ayip yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarindan üzerlerini örtmeye basladilar.</p>
<p>Rableri onlara: Ben size o agaci yasaklamadim mi ve seytan size apaçik bir düsmandir, demedim mi? diye nidâ etti. (Adem ile esi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagislamaz ve bize acimazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Allah: Birbirinize düsman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerlesme ve faydalanma vardir, buyurdu. &#8220;Orada yasayacaksiniz, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çikarilacaksiniz&#8221; dedi.&#8221; (A&#8217;raf, 20-25)</p>
<p><span id="more-62"></span></p>
<p>Ayet grubunda en can alici noktalar Adem (as)&#8217;in sahsinda insanlarin &#8220;meleklesme&#8221; ve &#8220;ölümsüzlük&#8221; gibi iki zayif noktasi ve seytanin insani çiplaklastirma girisimi Adem ve Havva&#8217;nin panik halinde örtünmeye çalismalari, çiplakligin onlarda uyandirdigi rahatsizlik, utanma duygusu. Böyle fitri konudaki basrisi seytani ve onun takipçilerini ümitlendirmis, insani saptrimada bir baslangiç noktasi, diger kötülükleri için bir cesaret kaynagi olmustur.</p>
<p>Bu mücadele Adem ve esinin dünyaya gönderilmesyile mekansal bir degisme ugrayarak sürmüs, günümüze kadar gelmistir. Allah (cc) bu mücadele konusunda kullarina uyarilarda bulunmustur.</p>
<p>&#8220;Ey Âdem ogullari! Seytan, ana-babanizi, ayip yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çikardigi gibi sizi de aldatmasin. Çünkü o ve yandaslari, sizin onlari göremeyeceginiz yerden sizi görürler. Süphesiz biz seytanlari, inanmayanlarin dostlari kildik. Onlar bir kötülük yaptiklari zaman: &#8220;Babalarimizi bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti&#8221; derler. De ki: Allah kötülügü emretmez. Allah&#8217;a karsi bilmediginiz seyleri mi söylüyorsunuz?&#8221; (A&#8217;raf, 27-28)</p>
<p>Peygamberimiz döneminde inen ayetlere baktigimizda örtünmenin fonksiyonlarini anlayabiliriz.</p>
<p>&#8220;Ey Peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin kadinlarina (bir ihtiyaç için disari çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve incitilmemesi için en elverisli olan budur. Allah bagislayandir, esirgeyendir.&#8221; (Ahzab, 59)</p>
<p>Örtü, kadinin toplumiçinde cazibesiyle, çekiciligiyle yer almasini engeller. Onun bu anlamda sömürülmesini önler. Kadin ve erkegi birbirlerine karsi korur. Kadina toplum içinde hür ve saygin bir kimlik kazandirir.</p>
<p>Bütün bu amaçlara ulasilmasi için sadece örtü yetmez. Kadina oldugu kadar erkege de baska yükümlülükler düser.</p>
<p>&#8220;(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, irzlarini da korumalarini söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranistir. Süphesiz Allah, onlarin yapmakta olduklarindan haberdardir.&#8221; (Nur, 30)</p>
<p>Önce erkeklere daha sonra da kadinlara bu uyari tekrarlanir.</p>
<p>&#8220;Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kisimlari müstesna olmak üzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas örtülerini, yakalarinin üzerine (kadar) örtsünler. Kocalari, babalari, kocalarinin babalari, kendi ogullari, kocalarinin ogullari, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari (mümin kadinlar), ellerinin altinda bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadinina sehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadinlarin gizli kadinlik hususiyetlerinin farkinda olmayan çocuklardan baskasina zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduklari zinetleri anlasilsin diye ayaklarini yere vurmasinlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah&#8217;a tevbe ediniz ki kurtulusa eresiniz.&#8221; (Nur, 31)</p>
<p>Bütün bu uyarilarin korunma yollarinin takvayla bütünlügü, onunla kemale erisecegi, tamamlanacagi unutulmamali.</p>
<p>&#8220;Ey Adem ogullari! Size ayip yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattik. Takvâ elbisesi&#8230; Iste o daha hayirlidir. Bunlar Allah&#8217;in âyetlerindendir. Belki düsünüp ögüt alirlar (diye onlari indirdi).&#8221; (A&#8217;raf, 30-31)</p>
<p>Tarih boyunca Allah (cc.) peygamberleri vasitasiyla insanliga örtünmeyle ilgili emirlerini göndermistir. Ancak peygamberlerin ardindan hak dinin saptirilmasiyla örtünme anlayisinda da sapmalar olmustur. Örtünme bazen kadini bezen toplumsal hayatten tamemen soyutlayarak, ikinci, üçüncü sinif bir varlik, kötülük ugursuzluk kaynagi olarak nitelendirecek seklinde anlsailarak bir zulüm aracina dönüsmekte. Bazen de kadini tam aksine meta gibialgilayarak, kullanarak, çiplaklastiracak sekilde anlasilmaktadir. Tarih boyunca çesitli toplumlarda veya bir toplumda farkli tarihsel dönemlerde veya ayni dönemde degisik sekilde örtünme anlayislari mevcut olmustur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu anlayislarin beslendigi düsünsel, felsefi, ananevi, dinsel temellerdir.</p>
<p>&#8220;Basörtüsü yahudiler için ar, namus, iffetin bir simgesi, onlari putperest kadinlardan ayiran bir isaret, Hristiyanlar için kadinlarin erkeklere göre daha asagi konumunun, evli kadinlarda erkege bagliligin, itaatin, hür olmadiginin bir simgesidir. Sonraki dönemlerde ise ait olunan nir sinifin simgesi haline dönüsmüstür. Özellikle Araplar arasinda seçkin aile mensuplarinin kullandigi kentli ve üst sinifa ait olmanin bir simgesiydi. Özellikle Tevrat ve onun etkisinde kalan Hristiyan toplumlarda örtü kadinin erkek karsisindaki konumunu temsil etmis. Adem ve Havva&#8217;nin cennetten kovulmasina neden ilk günahin suçlusu olarak görülen kadinin durumu iyice kötülesmis, örtüsü erkek karsisinda ikinci sinif bir varlik olarak, ona kullugu temsil etmistir. Ortaçag&#8217;da Avrupa&#8217;da giyim toplumsal siniflarin göstergesi olmus, hatta ait olmadigi bir sinifin giysisini giyenleri cezalandirmak için kanunlar koyulmustur.&#8221; (Cihan Aktas, Kilik kiyafet ve iktidar, Nehir yay. Istanbul, 1991, cilt 1, s. 32-37)</p>
<p>(Bursa&#8217;daki zulme karsi protesto)</p>
<p>Örtünme sekillerindeki farkliliklarin ardindaki düsünsel, geleneksel, dinsel unsurlar baglaminda kilik-kiyafet artik bir kimlik bildirimi, disavurumu, aidiyet ifade etmesi açisindan cinsel veya toplumsal bir sembol islevi de görmektedir. Bu nedenle kilik-kiyafete müdahaleler ayni zamanda bunun ardindaki düsüncelere, dine, ya da topluma, kimlige karsi yapilan müdahale haline gelecektir. Kimligin sert, çekirdek unsurlarindan oldugundan müdahalelere tepkiler de sert olmakta, bu konudaki degisimler zor ya da çok uzun zaman zarfinda gerçeklesebilmektedir.</p>
<p>Islam peygamberinin müslüman bir kadinin örtüsüne yahudiler tarafindan yapilan müdaheleye en sert biçimde karsilik vermesi, o kavme savas açmasi peygmber tarafindan bu müdahalenin Islam&#8217;a yapilan bir müdahale seklinde algilamasindandir.</p>
<p>Müslüman kadinlara yönelik bu tarz saldirilar tarihte savas dönemlerinde görülmektedir. Endülüs&#8217;ün düsüsünde, Asya ve Afrika&#8217;da müslüman toplumlarin batili emperyalistlerce sömürgelestirilme dönemlerinde, müslüman kadinlar bu tür saldirilara maruz kalmislardir.</p>
<p>Batili ülkeler sömürgelerinden yerlerine batici elitleri birakarak çekildiler. Artik çikarlarini kendi adlarina bu azinlik koruyacak sekil degistirirek sömürü devam edecektir. Islam&#8217;a, müslümanlara, saldirilari bu seçknici grup efendilerinden devralacaktir. Son asirda bu saldirilarin ardinda hep bu zihniyet olacaktir. Bu zihniyeti besleyen psikolojk unsur, Bati karsisinda sürekli gerileyis, yenilgi, maglubiyet. Bunun olusturdugu -özellikle aydinlar arasida- asagilik kompleksi, güvensizlik kendi toplumuna, kültürüne, degerlerine karsi yabancilasma. Sorun kendimiz, toplumumuz, biz besleyen, bizi biz yapan degerler, doguya ait olusumuz. Tek çözümü vardir bu zihniyetin; Batililasmak, herseyiyle, gülüyle dikeniyle batililasmak. Bütün toplumun yüzü kendi yüzleri gibi batiya dönmeliydi. Degisim mutlak, geriye dönüssüz, kesin, ani&#8230;</p>
<p>Yönetici elit tepeden inmeci, jakoben uygulamalarla halk için halka ragmen toplumu tepeden tirnaga degistirecek, dönüstürecek, toplum mühendisligi devreye girecek. Halk degisime direnecek, direndikçe seçkinler uygulamalrinda daha da pervasizlasacak, uygulamalar zulüm boyutuna ulasacaktir.</p>
<p>Bu anlayis Kuzey Afrika, Asya&#8217;daki sömürge geçmise sahip ülkelerde halk ve yönetici elit, aydin arasindaki çatismayi arttirarak devam ettirmekte, gelir daletsizligi, rüsvet, yolsuzluk gibi kirlilikle daha da derinlestirmektedir.</p>
<p>Iran Sahi Riza Pehlevi&#8217;nin ve Afganisatan&#8217;da Emanullah Han&#8217;in modernizm hareketi, kadinlarin kilik-kiyafetni müdahaleleri halkin tarafindan tepkiyle karsilanmis, sonunda ikisi de tahtlarindan olmustur. Tunus&#8217;ta bugün hala basörtüsü halka açik yerlerde yasaktir.</p>
<p>Batili devletlerin fiili anlamda sömürgesi olmamis toplumumuzda da durum aynidir. Osmanlinin gerileyisiyle ortaya çikmistir. Artik Osmanlinin Osmanlinin Avusturya Imparatorunu ancak kendi vezirine denk saydigi, krallik degisimi törenlerine kendisini temsilen bahçivanini gönderdigi dönemler geride kalmistir. Çöküsün sebepleri önce askeriyede aranir sonuç vermez. Çöküs askeri, ekonomik, toplumsal vs. her alanda hizlanarak devam etmektedir. Batililasma çözüm olarak görülür. III. Selim&#8217;le baslar, II. Mahmud&#8217;un uygulamalarinda halkin tepkisini çekecek boyuta ulasir. Iki sultan da kilik-kiyafette batililastirmaya çalismistir. Askeri alanda baslayan uygulamalar devlet memurlarini da kapsayacak sekilde genisletilir. Sarik sarmak yasaklanir, erkeklerin sakallari kisaltilir, kendisi dahil devlet memurlari Avupai tarzda giyinir.</p>
<p>Avrupa karsisindaki bu psikolojik eziklik Rusya&#8217;da Deli Pedro&#8217;nun uygulamalarina da yansimis. Rusya&#8217;nin geri kalis sebebinin Avrupali -özellikle Hollandalilar- gibi giyinmemeye baglamis. Uzun sakalli erkekkler yakalatarak zorla tras ettirmis, kadinli erkekli salon toplantailari tertip ettirmis, kalpak yerine sapka giyilmesini mecburi tutmus. Halkin tepkilerini kirmak için de Moskova&#8217;yi top bataryalari ile kusatmistir. (Cihan Aktas, a.g.e., s. 45)</p>
<p>Batililasmanin nasil olacagi aydinlar arasinda tartisma konusuydu. Batinin ilmini, teknigi alalim, ahlakini, kültürünü almayalim diyenler oldugu gubu batinin kültürüne, yasayis tarzina giptayla bakanlar da vardi. Batinin teknigini almak, egitim görmek üzere Avrupa&#8217;ya gönderilen gençler yazar, sair olarak kendi toplumundan, degerlerinden tiksinir bir ruh haliyle geriye dönmekteydiler (Ayni Tevfik Fikret&#8217;in önce Hristiyan, sonra papaz, sonra da piskopos olan oglu Haluk Fikret gibi, M.K.). Bu grup aydinlarda her yönüyle batililasmak fikri agir basiyordu, önceligin giyim kusam, balo, salon toplantilarina verildigi gözleniyordu. Belediyelerin alt yapi yerine ise parke taslarini degistirmekle baslamasi gibi.</p>
<p>Osmanlinin yüzünü batiya döndügü 1836 Tanzimat Fermaniyla resmilesti. Bati yanlisi Mustafa Resit pasa&#8217;nin çabalariyla (o zaman 16 yasinda olan padisah, M.K.) Abdülmecid&#8217;i ikna ederek ilan edilen bu fermanla devletin Islamiligi ciddi yara aldi. Tanzimatçi bir zihniyet olusacak ve giderek etkinlik kazanacakti. Batililasma sokakta kendini hissettiriyordu. Avrupai giyim tarzi gittikçe yayginlasiyor, kadinlar arasinda Avrupa modasini takip etme, bu konuda birbirleriyle yarisma gittikçe hizlaniyordu. Bu dönemde kadin dergilerinde, kadin olusumlarinda bu konu isleniyor kadinlar buna tesvik ediliyordu.</p>
<p>II. Mesrutiyete dogru Jön Türklerin tepeden inmesi &#8220;Topyekün Batililasma&#8221; (Celaleddin Vatandas, &#8220;Umran&#8221;, Haziran, s. 19) programi içindeki asker ve sivil bürokratlarin esin kaynagi olmus, bu tarz degisim anlayisi, uygulamalari yakin tarihimize damgasini vurmustur. II. Mesrutiyetle birlikte siyasi düsünce akimlari giderek netlesmistir. Bunlari Baticilar, Islamcilar ve Türkçüler olarak üç grupta toplayabiliriz. Tanzimatçi zihniyete denk düsen Baticilar ve onlara yakin -kadinlarin örtünmesinin çok eskilere dayanan bir adet, tesettürün kadina onun özgürlügüne karsi yapilmis en büyük hakaret (Ziya Gökalp)- düsünen Türkçülerin karsisinda Islamcilarin muhalefeti sözkonusudur.</p>
<p>Islamcilar toplumu tepeden tirnaga körü körüne bati taklitçiligini, kadin konusu etrafinda yapilan tartismalarda, kadinin asriligini tesettürden kurtulmak olarak gören diger iki akimi siddetle elestirmistir. Onlara göre batililasma ülke gerçeklerini görerek teknik düzeyde yapilmaliydi.</p>
<p>Istiklal Harbinde özellikle Istanbul&#8217;da kadinlar dernek, yayin ve açik hava mitinglerinde mücadeleye destek vermisler (ki, bunlarin en meshuru Halide Edip Adivar&#8217;in Beyazit&#8217;ta düzenledigi mitingdir, M.K.), yardim kampalari düzenlemislerdir. Düsman isgali altindaki topraklarda ise kadinlar çok daha güçlükler, çileler yasamistir. Kocasini, çocuklarini cephede yitirmis olan, cephe gerisinde kosusturan, bazen düsmanla yüz yüze savasan -Erzurum&#8217;da Nene Hatun gibi- Anadolu kadini örtüsü dinini, haysietini, vatanini koruma ugruna verdigi bu mücadelesinin sembolü olmustur. Bunun en güzel örnegin Maras&#8217;ta yasanmistir. Ingilizlerden sonra Maras&#8217;i isgal eden Fransizlar&#8217;in bir kadinin örtüsüne müdahale etmesi, Sütçü Imam&#8217;in askeri öldürmesi üzerine olay sokak çatismalarina dönüsmüstür.</p>
<p>Cumhuriyet Döneminde Basörtüsü düsmanligi</p>
<p>Cumhuriyet döneminin temel poltikasi &#8220;batililasmak, asrilesmek, muasir medeniyet seviyesine çikmaktir. Bu mümkn olan en kisa zamanda sivil asker bürokratlar tarafindan &#8220;devletin üstün gücü gerçeklestirilecektir. Bu uyguluma yeni olmayip daha öncede belirttigimiz gibi Osmanli son çeyreginden gelen bir sürekliligi ifade eder. Ancak cumhuriyet döneminde çok daha pervasizca uygulanacaktir. Milli mücadeleden hemen sonra sosyal ve hukuk alaninda inkilaplar gerçklestirilir.</p>
<p>1 Kasim 1922&#8242;de saltanat ilga edildi. Tepki çekmemek nedeniyle hilafet birakilir ancak sembolik bir anlam ifade edecek sekilde. 29 Ekim 1923&#8242;te devletin hükümet sekli olarak cumhuriyet ilan edildi. 3 Mart 1924&#8242;te Ser&#8217;iye ve Evkaf Vekaleti kaldirilarak yerine Diyanet Isleri Baskanligi kurulur, diger bir kanunla Tevhid-i Tedrisat (Ögrenimin birlestirilmesi) kabul edildi. Ser&#8217;iye ve Evkaf Vekaletine bagli ya da özel vakiflarca yönetilen bütün medrese ve okullar, Saglik Bakanliga bagli yetimhaneler, askeri okullar Milli Egitim Bakanligina baglandi. Ayni gün hilafetin kaldirilmasi görüsüldü ve Osmanli soyunun T.C. sinirlari disina çikarilmasina dair kanun kabul edildi. Bunu ölçü, tarti, alfabe, takvim degisiklikleri izledi. Avrupa&#8217;dan medeni, ceza, borçlar vs. hukuklari ithal edildi.</p>
<p>Bütün bu degisimler halk arasinda hosnutsuzluklara neden oldu.Anadolu&#8217;nun çesitli yerlerinde -Resadiye, Silifke, Adapazari, Buna- yer yer gösteriler yapildi. Batililasmaya karsi en ciddi ve üzerinde en çok konusulan tepki ise Seyh Sait Kiyami olmustur (Subat 1925). Ayaklanma birkaç ay sürmüs ve güneydogu bölgesine hizla yayilmistir. Diyarbakir ve Ankara&#8217;da Istiklal mahkemeleri kuruldu. Iki yil süreyle Takrir-i Sükun çikarildi. Terakkiperver cumhuriyet partisi programinda &#8220;dini inançlara saygili oldugu&#8221; seklindeki bir madde nedeniyle kopartildi. Bu ayaklanma bahanesiyle iktidar bütün muhalefeti sindirmeye çalisti. Seyh Sait Kiyami, 31 Mart ve Menemen olayi vs. ile zincirin bir halkasi olarak müslüman halkin önüne sürülecektir.</p>
<p>25 Kasim 1925&#8242;te sapka giyilmesi hakkindaki 671 no&#8217;lu kanun çikarildi. &#8220;Türkiye büyük millet meclisi üyeleri ile genel, özel ve bölgesel idarelere ve bütün kuruluslara bagli memurlar ve müstahdemler, Türk milletinin giymis oldugu sapkayi giymek zorundadir. Türkiye halkinin da genel basligi sapka olup, buna aykiri bir aliskanligin sürdürülmesini hükümet yasaklar&#8221;. Bu kanun halkin büyük tepkisine yol açmis, gerek bu kanun çikmadan önce, gerek çiktiktan sonra sapkaya muhalefet edenler Istiklal mahkemelerinde yargilanarak idam edilmistir. Bunlardan en trajik olanlarindan biri, kanun çikmadan birbuçuk yil evvel yazdigi &#8220;Frenk mukallitligi ve Sapka&#8221; adli risalesi nedeniyle Iskilipli Atif Efendi, digeri sirf halkin gözünü kirkutmak için Erzurum&#8217;da idam edilen Salci Baci adli bohçaci bir kadindir. Dogu illerinde soguk nedeniyle kalpak giyenler de cezalandirilmistir. Sapka kanunu kadinlarin kilik kiyafetiyle ilgili bir düzenleme getirmemis olmasina ragmen genel olarak kiyafet kanunu olarak algilandigindan buna dayanilarak müslüman kadinlarin giyimine yönelik müdahaleler olmustur. Kanunî bir düzenleme olmamasina ragmen bazi illerde (Mersin, Trabzon, Rize, Bodrum, Konya, Maras, Hoton, vs.) belediye kararlariyla basörtüsü yasaklanmistir. (Cihan Aktas, a.g.e., s. 173, dipnot, Dr. Barnard Caparol, Kemalizmde ve Kemalizm sonrasinda Türk kadini, Türkiye Is bankasi kültür yay., Ankara, 1982)</p>
<p>Müslümanlarin kilik kiyafetlerine yönelik saldirilarin tek parti ve ihtilal dönemlerinde daha bir yogunlastigi gözlenmektedir. Osmanli son dönemlerinde daha da yogunlasarak cumhuriyet döneminde Müslümanlar &#8221; gerici, yobaz, sakalli, bitli, örümcek kafali, kara cahil, Türk filmlerinde asina oldugumuz dolandirici, düzenbaz, cimri haci, hoca vs. gibi kelimelerle resmedilmekte. Müslümanlar yönelik bu tür karamalara son zamanlarda eklenen terörist, dis destekli, karanlik mihraklarin yönlendirdigi&#8221; seklinde ifadeler disinda pek fazla seye rastlanamaz. 31 Mart, Seyh Sait kiyami, Menemen olayi da eklenerek birer tekerleme gibi basinda, sokakta muhatap oldugunuz CHP zihniyetli insanlarin agzinda tekrarlanuir durur. Abdullah Yildiz, Umran (Ocak 98, s. 28-30) dergisindeki &#8220;Irtica&#8217;da siyasal Islam&#8217;a bir övgü edebiyati&#8221; adli yazisinda geçmis bazi yayinlardan alintilar yapmis. Gözümüze çarpan bazi ifadeler: fesatçilar, softa kiyafetli adamlar, casuslar, mecnunlar, ortaçag müessesesi kadrolar, medeniyet düsmanlari, kara tehlike, komunizmde daha tehlikeli (PKK&#8217;dan daha tehlikeli ifadesini hatirlatiyor) bir yobazin marifetleri, çember sakalli yobazlar, kafalarinin içi kadar karanlik, örtüler, bedeviler, gözleri ortaçagdan önceki çöl uygarligina dikilmis olanlar, soluyan, hirlayan kuduz köpekler, Anadolu&#8217;yu araplastirmak, Hicaz çölüne çevirmek&#8230; En son 11 Ekim 98&#8242;deki &#8220;Basörtüsüne Özgürlük için Elele&#8221; eyleminin ardindan kartel medyasina bakarsaniz pek fazla bir seyin degismedigini görürüsünüz.</p>
<p>Tek parti ve daha sonraki bikaç on yillik dönemde tesettür düsmanligi çarsaf üzerinde yogunlasmistir. Türk kadinlar birligi, mustafa kemal dernegi gibi olusumlar çesitli haftalar düzenleyerek çarsaf aleyhinde kampanyalar düzenlemekte, çarsaf açma, peçe yirtma etkinlikleri düzenlemekteydiler. Ilk defa cumhuriyet gazetesi öncülügünde güzellik yarismasi düzenlenmis, müsabaka seçimleri ulusal bir olay olarak nitelendirilmistir. 19 Mayis törenlerinde kizlara kisa sortlar giydirmek rejimin gelecegi açisindan ödün verilemez bir uygulama haline gelmistir.</p>
<p>Önceleri bu tür propaganda faaliyeti seklinde sürdürülen uygulamalar daha sonra çarsafli kadinlara, sakalli Müslümanlar fiili müdahalelere dönüsmüstür.</p>
<p>1960 ihtilalinden sonra bu tür saldirilar yayginlasmistir. Gün geçmiyor ki sokaktaki çarsafli bir kadina, sakalli bir msülümana ilericilik adina saldirilmasin, dövülmesin. Kadinlar sözlü ve fiili saldirilara maruz kaliyor, çarsaflari çekistiriliyor, yirtiliyor, insanlarin sakallari siradan insanlar tarafindan zorla tras ettiriliyordu.</p>
<p>Bu saldirilar karsisinda tesettür konusu Müslüman çevrelerin gündmine yansidi. Konferanslar, paneller düzenledi. Islami referanslara göre örtünme konusu islendi. Kur&#8217;an Kurslari ve kiz Imam-Hatip okullarinin da etkisiyle tesettür genç kizlar arasinda yayginlik kazanmaya basladi. Ilk defa 1968&#8242;de Ankara Üniversitesi Ilahiyat fakültesi&#8217;nde okuyan Hatice Babacan&#8217;in örtüsü nedeniyle okuldan atilmasi üzerine basörtüsü üniversite düzlemine taindi. Ilahiyat fakültesi boykotu, açlik grevleri konuyu ölke gündemindin en üst sirasina tasidi. Müftülerin -özellikle Çankaya müftüsünün- &#8220;bunlar hangi akla hizmet ediyorlar, Islam&#8217;da açlik grevi yoktur&#8221; gibi beyanatlari Müslümanlar nezdinde saskinlik yaratti. Boykot ve eylemler nedeniyle fakülte tatil edildi. Bu arada yillardir çarsafla mücadele için kadinlara çarsaf yerine daha Avrupai diye pardesü dagitan çesitli kadin dernekleri artik pardesüye de savas açti. Daha sonra 12 Eylül döneminden itibaren basörtüsü yerine &#8220;türban&#8221;i destekleyecekler sonra ondan da vazgeçeceklerdir. Hala bu zihniyet için üniversitedeki basörtüsü sorunu &#8220;Türban sorunu&#8221; olarak nitelendirilir.</p>
<p>12 Mart muhtirasini izleyen yillarda üniversitelerde basörtüsü kizlarin solcularin saldirilarina ugramasi gözden uzak tutulmamalidir. 1979 yilinda Gazi Egitim&#8217;den çikan 15 kadar basörtülü ögrenci yüzlerce yolcunun tasli-sopali saldirisina ugramis, çogu yaralanmis, baslari yarilmistir. Son zamanlarda isci partisi ve SIP öncülügünde fiili saldirilar yapilamasa da basörtüsü ve Müslümanlar aleyhindeki propagandalar bunun devamidir.</p>
<p>Bu yillarda Müslümanlar tesettür düsmanliginin altinda Islam düsmanliginin oldugunu farkina varmislardir.Demokrat partinin iktidara gelisiyle görmek zorunda kaldiklari Islami duyarlik sahibi Müslümanlarin varligi, aleyhteki kampanyalara ragmen tesettürün yayginlasmasi egemenleri saldirilarinda daha da pervasizlastirmistir. Bunun karsisinda Müslümanlar da bir özelestiri sürecine girmis kendi kimliklerini netlestirmeye baslamislardir. 1970&#8242;li yillarin anarsik, anomik ortamindan, sag-sol çatismalarinin disinda kalmaya çalismis, Seyyid Kutub, Mevdudi, Hasan el-Benna vs. gibi yazarlarin tercüme eserleriyle evrensel Islami degerlerle tanisilmis, kültürel olarak, kimlik olarak bir yetkinlik kazanmislardir. Basörtüsü düsmanligi karsisinda köktenci bir tutum içine girmislerdir.</p>
<p>Basörtüsü düsmanliginda ilginç bur dönüsüm yasanmistir. Yillarca basörtüsü cehaletin simgesi (!) olarak görülmüstür. Ama geçen yillarla birlikte basörtülülerin lise mezunu, hatta üniversite mezunu, hatta memur, yazar-çizer olmasi basörtüsüne baska anlamlar yüklenmeyi gündme getirmistir. Artik basörtüsü cehaletin (!) simgesi degildir. Karanlik mihraklara (!), vatani bölmeye (!), rejimi degistirmeye hizmet etmektedir. Artik &#8220;Biz köylünün, sokaktaki kadinin basörtüsüne karisiyor muyuz ?&#8221; Hizmetçi, müstahdem olanlar kurtulmustur ama basörtüsü sorunu üniversite, devlet daireleri boyutunda yasaklara konu olmaktadir. Tahsilli insanlarin basörtüsü kullanmalari &#8220;karanlikk amaçlar&#8221; disinda ne ile izah edilebilirdi&#8230;!</p>
<p>1960 darbesinin ardindan oldugu gubu 12 Eylül 1980 darbesinden sonra da ardarda memurlara yönelik basbakanliktan kilik-kiyafet yönetmelikleri yayinlamaya baslandi. 1980 ekimindeki basbakanlik genelgesinin ardindan 1981 araliginda ögretmen ve ögrencilere yönelik kilik-kiyafet genelgesi yayinlandi. Milli egitim bakanligi da ortaokul ve lise ögretmen ve ögrencilere yönelik ardarda yönetmelikler yayinladi. Bunu 1982 Aralik ayinda YÖK&#8217;ün üniversite ögretim üyeleri ve ögrencileri kapsayan genelgesi takip etti. Genelgeler nedeniyle ilk, orta, lise, özellikle kiz Imam-Hatip liselerinde ve üniversitelerde yüzler kiz ögrenci, basörtüsü memurlar magdur oldu. Sakallari nedeniyle erkekler de bunlara eklendi. Her ne kadar genelgelerde kadinlar için asiri makyaj, pantolon, uzun topuklar da yasaklansa da buna aykiri davranislardan dolayi, sürgün edilen, memuriyetten atilan kadinlara rastlanmadi.</p>
<p>Ögrenciler, veliler yetkililere günlerce postahanelerde kuyruk olustururarak yasagi protesto eden telgraflar, mektuplar gönderdi. Yaygin muhalefet nedeniyle YÖK&#8217;ün &#8220;çagdas bir kiyafet olan türbana izin vermesi olayi daha da karistirdi. Ögrenciler türban giymedikleri için okullardan atildiklari gibi, amaç Islami giyim kaygisi oldugundan türbana da yasak getirildi. Protesto telgraflari, oturma ve açlik grevleri sonunda YÖK 23 Mayis 1987 tarihinde basörtüsü yasaginin kademeli olarak kaldirilacagini ilan etti. Ancak kesin bir karar olmadigindan yasak rektörlerin keyfi uygulamalariyla devam etti. Basörtüsü yasaginin halk nezdinde uyandirdigi rahatsizlik nedeniyle Meclis ANAP&#8217;li milletvekillerinin önergesiyle &#8220;Anayasa&#8217;nin 174. maddesindeki inkilap kanunlarina aykiri olmamak kaydiyla, ögretim elemanlari ve ögrenciler için yüksek ögretim kurumlarinda kilik ve kiyafet serbestisi olacagi ve bu konuda kisi ve kurumlarin kisitlama yapamayacagina iliskin bir karar aliniyor. Cumhurbaskani kenan evren ögrenci affina ilave edilen bu ifadenin bulundugu yasayi önce veto ediyor, sonra kabul ediyor daha sonra da AYM&#8217;ne veriyor. AYM yasayi gerekçesini aylar sonra açiklayacagi kararla 8 Mart 1989&#8242;da iptal ediyor. Iptal kararinin açiklanmasi için 8 Mart dünya kadinlar gününün seçilmesi anlamli bulunuyor. 10 Mart 1989 yurdun çesitli illerinde Cuma namazi çikisilarinda kadinli erkekli genis katilimli eylemler yapildi. Çok sayida insan gözaltina alindi, bir kismi yargilanarak tutuklandi. Ertesi gün gazete mansetleri 11 Ekim 1998 günü yapilan &#8220;Inanca Saygi Düsünceye Özgürlük Için Elele&#8221; eylemini takip eden günlerde kartel medyasnin mansetlerinden farkli degildi. AYM 5 Temmuz 1989&#8242;da üniversitede basörtüsüne izin veren yasanin iptaliyle ilgili gerekçeli karari açikladi. Danistay da AYM gerekçeli kararina dayandirarak 13 ögretim üyesinin basvurusu üzerine üniversitelerde türbana izinveren yönetmeligi iptal etti. Bu kararlar özellikle yaz ortasinda verilmisti. 1989-1990 ögretim yiliyla yaygin protestolarin baslamsi basörtüsü karsisinda tavizsiz düsmanligiyla taninan kenan evren&#8217;in görevinin bitimi ve yerine Turgut Özal&#8217;in geçisiyle bu destekten mahrum kalan YÖK 28 Aralik 1989&#8242;da ögrenci disiplin yönetmeliginin yasakla ilgili 7/h fikrasini kaldirmasiyla türban yeniden serbest birakildi. Uygulama rektörlerin insafina birakildi. Bazi üniversitelerde uygulanirken bazi üniversitelerde uygulanmadi. 90&#8242;li yillar boyunca genel olarak yasak uygulanmadi. Özellikle I.Ü. hemsirelik meslek yüksekokulu, I.Ü. florance nightingale hemsirelik yüksekokulu, hacettepe üniversitesi, gazi üniversitesi gibi lokal olarak basörtüsü yasagi israrla sürdürüldü. Bu arada 29 Ekim 1996&#8242;da gazetelere ilginç ayni zamnda trajik bir haber çikti. I.Ü. Cerrahpasa tip fakültesinde Sükran Erdem adli doktor basörtüsü oldugu için dört ay boyunca cerrahi müzeye kilitlenmisti. Sorumlusu cerrahi anabilim dali dekani kemal alemdaroglu&#8217;ydu. Daha sonra I.Ü. rektörlügüne seçilerek bu uygulamalarini üniversiteye yayacaktir. (Basörtüsü sorunu, Mazlum-Der, 2. baski, s. 166)</p>
<p>Daha önce de ifade ettigimiz gibi basörtüsü yasaklamalari tek parti dönemerlinde iyice siddetlenmekteydi. 28 Subat 1997 örtülü darbesiyle Müslümanlara yönelik her alanda kusatma politikalari uygulamaya konuldu. Refah partisi iktidardan düsürüldü, sekiz yillik kesintisiz egitimle Imam-Hatip liselerinin (IHL, M.K.) orta kismi kapatildi, lise kisimlari da üniversiteye yönelik kisitlamalarla cazibesini yitirdi, yesil sermaye olarak nitelendirilen sermaye (ör. Kombassan Holding, Yimpas A.S., Endüstri Holding, Sayha Holding vs., M.K.) kesimine savas açildi. Vakiflara, vakif okul ve yurtlarina gece baskinlari düzenlendi&#8230; Böyle bir ortami bekleyen, arkasina zinde güçleri alarak ilerici! uygulama yapmaya can atanlara gün dogdu. 1997-1998 ögretim yilinda I.Ü. Rektörü bülent berkarda üniversitede kimlik karti için bas açik fotograf alinacagini duyurdu. Özellikle Cerrahpasa tip fakültesinde basörtüsü kizlar staja alinmiyordu, sinavlara da alinmamaya baslandi. Ögrenciler bir ay süreyle her gün I.Ü. Merkez kampüs kapisi önünde yasagi protesto ettiler. 24 Subat sali günü I.Ü. yeni rektörü sabik basörtüsü yasakçisi kemal alemdaroglu&#8217;nun yayinladigi bir genelgeyle basörtülü, skalli, uzun saçli erkekler fakültelere, kampüslere alinmadilar.Amaç yasagin sadece basörtülülere yönelik olamdigi izlenimini yermek. Sali, Çarsamba, Persembe protestocu ögrencileriin sayisi katlanarak çogaldi. Cuma günü otuz bes bin (35.000 !, M.K.) kisiye ulasti. Beyazit Meydanindan Çapa&#8217;ya Cerrahpasa&#8217;ya yürüyüsler apildi.</p>
<p>Bu kitlesel ögrenci eylemleri sonunda Rektrötlük geri adim atti, genelgenin kimliklerin hazirlamasinda bir gecikme oldugunu söyleyerek ikinci bir emre kadar durdurdugunu açikladi. Cerrahpasa ve Çapa tip ile dis hekimligi fakültelerinde uygulanmaya devam etti. Eylemler ögrenciler gözaltina alindi, disiplin cezalariyla yildirilmaya çalisildi. Disiplin sorusturmalarinda bir çok usulsüzlükler vardi. Cerrahpasa ve Çapa eksenli eylemler devam ederken 24 Subat dönemindeki eylemlere katilma, yönlendirme, okul boykotuna katilma gibi gerekçelerle fen fakülteinden yedi ögrenciin atilmasi,, bazi ögrencilere uzaklastirma verilmesi üzerine eylemlerin tansiyonu yükseldi. Ögrenciler iki gün fen fakültesi önünde bir gün de I.Ü. merkez kampüs kapisi önünde toplanarak okuldan atilmalari protesto ettiler. Oturma eylemi ypan ögrencilere polis cop, gözyasartici gazla müdahale etti. Buna krsilik ögrenciler Fatih yönüne dogru gösterilerini sürdürdü. Edirne trakya üniversitesinde de yasak uygulanmaya baslandi.</p>
<p>11 Ekim 1998 pazar günü yapilan &#8220;Basörtüsüne Özgürlük Inanca Saygi Düsünceye Özgürlük Için Elele&#8221; eylemi Türk ve dünya basininda genis yanki uyandirdi. Bir gün öncecisinden eylemin yasadisi ilan edilmesine ragmen iki milyona (2.000.000 !, M.K.) yakin kisi Istanbul&#8217;dan Anadolu&#8217;nun Dogu illerine kdar elele tutustu. Bu katilim halkin basörtüsü yasagina karsi tepkisini göstermesi açisindan ilnginçti. Eylemde vatandaslarin hiçbir taskinlik ya da saldirgan bir tutuma girmemeleri, trafigi engellememelerine ragmen emniyet ve jandarmanin yersiz müdahaleleri olmustu. Elazig&#8217;da Jandarma halkin üzerine ates açmis bir kisi ölmüs, üç kisi yarlanmisti. Böyle bir katilim egemenleri korkuttu. Gazetelerin de karalama kampanyalariyla birlikte aralarinda Ahmet Tasgetiren, Abdurrahman Dilipak gibi yazarlarin, gazetecilerin de oldugu çok sayida kisi gece baskinlariyla gözaltina alindi.</p>
<p>1989-1990 ögretim yiliyla ilgili olarak yapilan rektörler toplantilarinda basörtüsünü yasaklayici açiklamalar yapildi. Ögretim yilinin basinda Istanbul Üniversitesinde basörtülü ögrencilerin kayitlari yapilmadi. Yasak Sivas ! cumhuriyet üniversitesi, Trabzon KTÜ, Edirne trakya üniversitesi ve daha birçok üniversiteye yayildi.</p>
<p>Basörtüsü neyi ifsa ediyor ? sorusuna verilecek cevaplar rejimin gerçek yüzünü ifsa etmek Müslümanlarin konumunun netlesmesinde hayatiyet tasiyor. Görülmüstür ki basörtüsü yasaklarin ardinda Islam düsmanligi vardir. Yine görülmüstür ki binlerce ögrenci magdur edilmis, okullarindan, islerinden ayrilmak zorunda kalmis ama toplumumuzda üniversitelerde tesettüre yönelis hizla devam etmistir. Basörtüsü rejimle Müslümanlarin çatisma alani olmus, rejim gerçek yüzüyle halka ifsa edilmistir.</p>
<p>Basörtüsü sorunu günümüze kadar oldugu gibi bundan sonra da çesitli sekillerde devam edecektir. Basörtüsü egemenlerin maskelerini düsürecek, gerçek ve çirkin yüzlerini ifsa edecektir.</p>
<p>Kaynak: Yürüyüs dergisi, sayi 1, Aralik 1998<br />
Resimler: Akit gazetesi, Evrensel mesaj dergisi (Degisik sayi ve tarihler)</p>
<p>Sizde basörtüsü magdurlarina yardimda bulunmak istiyorsaniz -ki dilegimiz odur- lütfen tiklayiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tarihte-tesettur-dusmanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tevhide KÜTÜK Birinci Oldu</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tevhide-kutuk-birinci-oldu.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tevhide-kutuk-birinci-oldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 13:48:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<category><![CDATA[tevhide kütük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/haberler/61/tevhide-kutuk-birinci-oldu/</guid>
		<description><![CDATA[Medium: www.youtube.com
Link: www.youtube.com
Tevhide KÜTÜK 1.ci Oldu ama haksızlığa uğradı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350" data="http://www.youtube.com/v/p9kYa6pZgkk"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/p9kYa6pZgkk" /><param name="quality" value="high" />Medium: www.youtube.com</object>
<br />Link: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=p9kYa6pZgkk">www.youtube.com</a></p>
<p>Tevhide KÜTÜK 1.ci Oldu ama haksızlığa uğradı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/haberler/tevhide-kutuk-birinci-oldu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Minik Tesettürlü kızlardan arapça ilahi</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/kategorilenmemis/minik-tesetturlu-kizlardan-arapca-ilahi.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/kategorilenmemis/minik-tesetturlu-kizlardan-arapca-ilahi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 12:57:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[arapça ilahi]]></category>

		<category><![CDATA[küçük kızlar]]></category>

		<category><![CDATA[minik kızlar]]></category>

		<category><![CDATA[tesettürlü kızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/kategorilenmemis/60/minik-tesetturlu-kizlardan-arapca-ilahi/</guid>
		<description><![CDATA[Medium: www.youtube.com
Link: www.youtube.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350" data="http://www.youtube.com/v/MaWfcW4dVKU"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/MaWfcW4dVKU" /><param name="quality" value="high" />Medium: www.youtube.com</object>
<br />Link: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=MaWfcW4dVKU">www.youtube.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/kategorilenmemis/minik-tesetturlu-kizlardan-arapca-ilahi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başörtüsü Şiir&#8217;i</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-siiri.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-siiri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 11:34:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür Videolar]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[örtü şiir]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür şiir]]></category>

		<category><![CDATA[türban şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/58/basortusu-siiri/</guid>
		<description><![CDATA[Medium: www.youtube.com
Link: www.youtube.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350" data="http://www.youtube.com/v/LLRv9NAbAZE"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/LLRv9NAbAZE" /><param name="quality" value="high" />Medium: www.youtube.com</object>
<br />Link: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=LLRv9NAbAZE">www.youtube.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-siiri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Basörtüsü Kopftuch Tesettür</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-kopftuch-tesettur.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-kopftuch-tesettur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 10:51:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür Videolar]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/57/basortusu-kopftuch-tesettur/</guid>
		<description><![CDATA[Medium: www.youtube.com
Link: www.youtube.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350" data="http://www.youtube.com/v/haMdGVSP7lc"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/haMdGVSP7lc" /><param name="quality" value="high" />Medium: www.youtube.com</object>
<br />Link: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=haMdGVSP7lc">www.youtube.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-videolar/basortusu-kopftuch-tesettur.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman&#8217;dan tesettür ile ilgili şer&#8217;i ölçüler</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/bediuzzamandan-tesettur-ile-ilgili-seri-olculer.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/bediuzzamandan-tesettur-ile-ilgili-seri-olculer.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 10:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/56/bediuzzamandan-tesettur-ile-ilgili-seri-olculer/</guid>
		<description><![CDATA[TESETTÜR RİSALESİ’NDEN
Bismillahirrahmanirrahim
‘ya eyyühe’n nebiyyü kul liezvacike ve benatike ve nisai’l mü’minine yüdnine aleyhinne min celâbîbihinne’([9])
ilâ âhir… âyeti, te*settürü([10]) emrediyor. Medeniyet-i sefihe([11]) ise, Kur’anın bu hük*müne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü, fıtrî([12]) görmüyor, “bir esarettir” diyor.
Elcevab: Kur’an-ı Hakîm’in bu hükmü tam fıtrî([13]) olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delalet eden çok hikmetlerin*den, yalnız “dört hikmet”ini beyan ede*riz.

Birinci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TESETTÜR RİSALESİ’NDEN<br />
Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>‘ya eyyühe’n nebiyyü kul liezvacike ve benatike ve nisai’l mü’minine yüdnine aleyhinne min celâbîbihinne’([9])</p>
<p>ilâ âhir… âyeti, te*settürü([10]) emrediyor. Medeniyet-i sefihe([11]) ise, Kur’anın bu hük*müne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü, fıtrî([12]) görmüyor, “bir esarettir” diyor.</p>
<p>Elcevab: Kur’an-ı Hakîm’in bu hükmü tam fıtrî([13]) olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delalet eden çok hikmetlerin*den, yalnız “dört hikmet”ini beyan ede*riz.<br />
<span id="more-56"></span><br />
Birinci Hikmet: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir([14]) ve fıt*ratları iktiza ediyor. Çünki kadınlar hilkaten([15]) zaif ve nazik ol*duklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavru*larını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdir*mek ve nefret ettir*memek ve istiskale([16]) maruz kalmamak için, fıtrî bir meyli var. Hem kadın*ların on adetten altı yedisi, ya ihti*yardır, ya çir*kindir ki; ihti*yarlı*ğını ve çir*kinliğini herkese göstermek is*temez*ler. Ya kıskanç*tır; kendinden daha gü*zel*lere nisbeten çirkin düşme*mek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar, ta*ar*ruza maruz kalmamak ve kocası naza*rında hiyanetle müt*tehem([17]) ol*mamak için, fıtraten tesettür ister*ler. Hatta dikkat edilse, en ziyade kendini saklıyan ihti*yarlardır. Ve on adet*ten ancak iki üç ta*nesi bulunabilir ki; hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın. Malumdur ki; insan sevme*diği ve istiskal ettiği adamla*rın nazarın*dan sıkı*lır, müteessir olur. Elbette açık sa*çıklık kıya*fetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoş*landığı namah*rem([18]) erkek*lerden onda iki üçü varsa, yedi sekizin*den istiskal eder. Hem tefahhuş ve te*fes*süh et*miyen([19]) bir güzel kadın, nazik ve seri-üt te*essür([20]) oldu*ğun*dan, mad*deten te’siri tecrübe edilen belki semlendi*ren([21]) pis nazarlardan elbette sıkılır. Hatta işi*tiyoruz; açık sa*çık*lık yeri olan Avrupa’da çok kadın*lar, bu dikkat-i na*zardan sıkı*la*rak, “bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkı*yorlar” diye polislere şekva ediyorlar. Demek me*deni*yetin ref-i tesettürü,([22]) hilaf-i fıtrattır.([23]) Kur’an’ın teset*tür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıy*met*dar birer re*fika-i ebediye olabilen kadınları, te*set*tür ile su*kuttan, zilletten ve manevi esaretten ve sefaletten kurta*rıyor.</p>
<p>Hem kadınlarda, ecnebi erkeklere karşı fıtra*ten korkaklık, tahavvüf([24]) var. Tahavvüf ise, fıtraten te*set*türü iktiza ediyor. Çünki sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zah*met ile çek*mekle beraber, hami*siz bir veledin terbi*ye*siyle sekiz do*kuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belasını çekmek ihtimali var. Ve kesretle([25]) vaki ol*du*ğundan, cidden şiddetle namahrem*lerden fıt*ratı korkar ve cibilliyeti sakın*mak ister. Ve tesettür ile namahremin iştihasını açmamak ve tecavüzüne mey*dan ver*memek, zaif hilkatı emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kal*’ası çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmuatıma([26]) göre: Merkez ve payi*taht-ı hükümette,([27]) çarşı içinde, gündüzde, aha*linin gözleri önünde, gayet adi bir kun*dura boyacısı, dünyaca rütbeten bü*yük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sar*kıntılık etmesi, tesettür aley*hinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuru*yor!..</p>
<p>İkinci Hikmet: Kadın ve erkek orta*sında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, mu*habbet ve alâka; yalnız dünyevi ha*ya*tın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet bir kadın, ko*ca*sına yalnız hayat-ı dünyevi*yeye mahsus bir re*fika-i ha*yat([28]) değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir re*fika-i hayattır.([29]) Madem hayat-ı ebediyede dahi ko*ca*sına refika-i hayattır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocası*nın naza*rından gayrı başkasının nazarını kendi me*hasinine celbetmemek([30]) ve onu darılt*mamak ve kıs*kandırmamak lâzım gelir. Madem mü’min olan ko*cası, sırr-ı imana bi*naen onun ile alâkası hayat-ı dün*yevi*yeye münhasır ve yalnız hayvanî ve gü*zellik vak*tine mahsus muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat nokta*sında esaslı ve ciddi bir mu*habbetle, bir hürmetle alâkadardır.</p>
<p>Hem yalnız gençliğinde ve güzellik za*manında değil, belki ihtiyarlık ve çirkin*lik vaktinde dahi o ciddi hürmet ve mu*habbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi me*hasinini([31]) onun nazarına tah*sis ve muhabbetini ona hasretmesi muk*teza-yı insaniyettir. Yoksa pek az ka*za*nır, fakat pek çok kaybeder.</p>
<p>Şer’an([32]) koca, karıya küfüv([33]) olmalı, yani birbirine mü*na*sib olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mü*himmi diyanet nok*tasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; ka*dı*nının di*ya*netine bakıp taklid eder, refi*kasını hayat-ı ebedi*yede kaybetmemek için mütedeyyin([34]) olur. Bahtiyardır o ka*dın ki; kocasının diyanetine ba*kıp “ebedî arkadaşımı kaybet*mi*yeyim” diye tak*vaya([35]) girer.</p>
<p>Veyl([36]) o erkeğe ki; saliha kadınını([37]) ebedî kaybetti*re*cek olan sefahete girer. Ne bed*bahttır o kadın ki; müt*taki([38]) koca*sını taklid etmez, o mübarek ebedî arkada*şını kaybeder.</p>
<p>Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki; bir*birinin fıskını([39]) ve sefahetini taklid ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar!..</p>
<p>Üçüncü Hikmet: Bir ailenin saadet-i hayatiyesi; koca ve karı mabeyninde bir em*niyet-i mütekabile([40]) ve samimi bir hür*met ve muhabbetle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık saçıklık, o emni*yeti bozar, o mütekabil hür*met ve mu*habbeti de kırar.</p>
<p>Çünki açık saçıklık kılığına giren on ka*dından an*cak bir tanesi bulunur ki, ko*ca*sından daha güzeli gör*mediğin*den, kendini ecnebiye sevdirmeye çalışmaz. Dokuzu, koca*sından dahi iyisini görür. Ve yirmi adam*dan ancak bir ta*nesi, ka*rı*sından daha gü*zelini görmü*yor. O va*kit o samimi muhabbet ve hürmet-i mü*tekabile gitmekle beraber, gayet çirkin ve ga*yet alçakça bir his uyandırmaya se*bebiyet ve*rebilir. Şöyleki:</p>
<p>İnsan, hemşire([41]) misillü mahremlerine([42]) karşı fıtra*ten şe*hevanî his taşıyamıyor. Çünki mahremlerin sima*ları, kara*bet([43]) ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve mu*habbet-i meşru*ayı ih*sas ettiği cihetle; nefsî, şehevanî temayülatı kırar. Fakat ba*caklar gibi şer*’an mahremlere de gös*ter*mesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırak*mak, süflî([44]) nefis*lere göre gayet çir*kin bir hissin uyan*ma*sına sebe*biyet ve*rebilir. Çünki mahremin si*ması mah*remiyetten haber verir ve namahreme benzemez. Fakat meselâ açık ba*cak, mahremin gayriyle müsavidir. Mahremiyeti ha*ber vere*cek bir alâmet-i farikası olmadı*ğın*dan, hayvanî bir na*zar-ı hevesi, bir kısım süflî mah*remlerde uyan*dırmak mümkün*dür. Böyle nazar ise, tüy*leri ür*pertecek bir sukut-u in*sa*niyettir!..</p>
<p>Dördüncü Hikmet: Malumdur ki; kesret-i nesil her*kesce matlubdur. Hiçbir millet ve hükümet yoktur ki, kes*ret-i te*nasüle taraftar olmasın. Hatta Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm ferman etmiş:</p>
<p>“İzdivaç ediniz; çoğalı*nız. Ben kıya*mette, sizin kesretinizle if*tihar edeceğim.([45]) Halbuki tesettürün ref’i, izdivacı([46]) teksir etmeyip, çok azaltıyor. Çünki en serseri ve asrî bir genç dahi, refika-i hayatını([47]) namuslu is*ter. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını iste*me*diğin*den bekâr kalır. Belki de fuhuşa sülûk eder.([48]) Kadın öyle değil, o derece ko*casını inhisar altına alamaz. Çünki ka*dı*nın -aile hayatında müdür-ü dahilî ol*mak haysi*yetiyle ko*casının bütün ma*lına, evla*dına ve her*şe*yine muha*faza me*’muru olduğundan- en esaslı hasleti sadakattır,([49]) emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sada*katı kı*rar; kocası naza*rında em*niyeti kaybeder, ona vicdan azabı çekti*rir. Hatta er*kek*lerde iki güzel haslet olan ce*saret ve se*havet([50]) kadınlarda bu*lunsa, bu emniyete ve sada*kata zarar ol*duğu için, ahlâk-ı seyyi*edendir,([51]) kötü haslet sayılırlar. Fakat kocasının vazi*fesi, ona hazine*darlık([52]) ve sadakat değil, belki himayet ve merhamet ve hürmet*tir. Onun için, o erkek inhi*sar altına alınmaz. Başka kadınları da nikah ede*bilir. Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünki orada dü*ello gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. İzzet-i nefis sahibi birisi*nin karısına pis na*zarla bakan, boynuna kefenini takar, sonra bakar.</p>
<p>Hem memalik-i baride([53]) olan Avrupa’daki tabiatlar, o memleket gibi barid ve ca*middirler.([54]) Bu Asya, yani Âlem-i İslâm kıt’ası, ona nisbeten mema*lik-i harredir.([55]) Malumdur ki; muhitin, in*sanın ahlâkı üzerinde te’siri vardır. O barid mem*lekette, so*ğuk insanlarda he*vesat-ı hayvaniyeyi tahrik etmek ve işti*hayı açmak için açık saçıklık, belki çok su-i is*timalata ve israfata medar ol*maz. Fakat seri-üt teessür ve hassas olan memalik-i har*redeki insanların hevesat-ı nefsa*niyesini([56]) müte*madiyen tehyic([57]) ede*cek açık saçıklık, elbette çok su-i istima*lata ve israfata ve neslin za’fiyetine ve sukut-u kuvvete se*bebdir. Bir ayda veya yirmi günde ihtiyac-ı fıtr*îye mu*kabil, her birkaç günde kendini bir israfa mecbur zan*neder. O vakit, her ayda on beş gün kadar hayız gibi arı*zalar mü*nasebetiyle kadından tecennüb etmeye mec*bur ol*du*ğundan, nefsine mağlub ise fuhşi*yata da mey*le*der. Şehirliler; köylülere, be*devi*lere bakıp tesettürü kaldıramaz. Çünki köylerde, bedevi*lerde, derd-i maişet meşgalesiyle ve bedenen çalışmak ve yo*rulmak müna*sebetiyle, hem şehirli*lere nisbeten nazar-ı dikkati az celbeden ma*sume işçi ve bir derece kaba kadınların kısmen açık olmaları, hevesat-ı nef*sani*yeyi tehyice me*dar ola*madığı gibi, ser*seri ve işsiz adamlar az bu*lundu*ğundan, şehirdeki mefasidin([58]) onda biri onlarda bulun*maz. Öyle ise onlara kıyas edil*mez.» (Lem&#8217;alar sh: 195-199)</p>
<p>«Elhasıl; nasılki kadınlar kahraman*lıkta, ihlasta, şef*kat itibariyle erkeklere ben*zemedikleri gibi, erkekler de o kah*ra*manlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de; o masum hanımlar dahi, sefahette hiç bir vecihle erkek*lere yetişemez*ler. Onun için fıtratlarıyla ve zayıf hilkat*le*riyle namahrem*lerden şiddetli korkarlar ve çarşaf al*tında saklan*mağa kendile*rini mecbur bilirler.» (Lem&#8217;alar sh: 202)</p>
<p>Hem «Kur’an merhameten, kadınla*rın hür*me*tini muhafaza için, haya per*desini([59]) takmasını emre*der. Ta hevesat-ı rezilenin([60]) ayağı altında o şefkat ma*den*leri zil*let çek*mesinler. Âlet-i hevesat,([61]) ehemmiyetsiz bir me*ta’ hükmüne geçme*sinler. Medeniyet ise, kadınları yu*va*la*rından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baş*tan çı*karmıştır. Halbuki aile ha*yatı, kadın-erkek ma*bey*ninde mütekabil hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki açık-saçıklık, samimi hürmet ve muhab*beti izale edip ailevi hayatı zehir*lemiştir.</p>
<p>Hususan suretperestlik,([62]) ahlâkı fena halde sarstığı ve sukut-u ruha([63]) sebebiyet ver*diği şununla anlaşılır: Nasılki mer*hume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine na*zar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrib eder. Öyle de: Ölmüş kadın*ların suretle*rine veyahut sağ kadın*ların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine he*vesperve*rane bakmak, derinden de*rine hissi*yat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.» (Sözler sh: 410)</p>
<p>Aile hayatında kavvam([64]) olan -yani aileyi her hu*susta iyi idare etmekle görevli- erkek, ailesini günah ve kötü*lüklerden korumada gayet hassas ve gayretli ol*ma*lıdır. Günün umumileşen moda ve fantaziyeleriyle ya*ban*cı*lara görünme pek çok ailelerde adeta bir şeref sayı*lıyor. Bu hale karşı vicdanen ra*hatsız olmayan bir erke*ğin vasfı riva*yet*lerde “deyyus” tabiriyle tavsif edi*lir. (Bak: Ahmed İbn-i Hanbel, 2/69, 128)</p>
<p>Bir hadis-i şerifte mealen şöyle buyurulur: «Allah la*net etsin, kadınlardan er*kek kı*lığına, erkekler*den kadın kıyafetine gi*rene.» (R.E. 347) Keza kadın elbi*sesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadına Peygamber (A.S.M.) lanet etmiştir. (Ebu Davud, Libas:28 ve Ahmed İbn-i Hanbel 2/225)</p>
<p>İSLÂM TOPLUMUNDA KADINLARIN AÇILMASININ NETİCELERİ<br />
Kadında haya hissiyle([65]) ko*runan namus mefhumu, bir ci*hette şöyle ifade edilebi*lir:</p>
<p>Kadın vücudunda erkeklerin hissiya*tına hoş gelen bü*tün uzuv ve cesedinin şer’î ölçüde ve haya hissinin neti*cesi olarak ör*tünmesiyle, erkeklerin kadına karşı olan hissî alâkasının uyandırılmamasıdır. Binaenaleyh, kadının bil’ih*tiyar([66]) şer’î ölçüde örtmediği uzvu ile er*ke*ğin hissî alâka*sını çektiği nisbette, namus mefhumu da o nis*bette kadında gerilemiş olur ki, bunun ileri dere*ce*sine Kur’an lisanında te*berrüc([67]) denir. (Ahzab Suresi 33:33) Osmanlıcada te*keşşüf([68]) ve tebezzül([69]) gibi kelimeler de aynı manayı ifade eder. Bu hal de*vam ettikçe alışkan*lık ne*ti*cesinde haya hissini kaybede*rek, kadınlarda açılma umumi bir âdet halini alır ve cemi*yette de milli ahlâk zedelenir. Milli ahlâkın bo*zulduğu bir cemi*yette her türlü kötülük yayılır. Git gide anarşizme inkılab eder.</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:</p>
<p>«Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oy*nayan taife-i nisaiye([70]) ve onların fitnesi olduğu, ha*disin rivayet*lerinden anlaşılıyor. Evet nasıl ki tarihlerde eski za*man*larda “Amazonlar”([71]) namında ga*yet silahşör kadın*lar*dan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harb*ler yap*tık*ları naklediliyor. Aynen öyle de: Bu za*manda zen*deka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebe*sinde nefs-i emmarenin planiyle, şeytan kumanda*sına veri*len fırka*lardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki; açık baca*ğıyla, dehşetli bı*çaklarla ehl-i imana ta*arruz edip saldırıyorlar. Nikah yolunu kapa*mağa, fuhuşhane yo*lunu geniş*let*tirmeğe çalışa*rak, çokların nefislerini bir*den esir edip, kalb ve ruhlarını ke*bair([72]) ile yaralıyor*lar. Belki o kalblerden bir kısmını öldü*rüyorlar. Bir kaç sene na*mahrem hevesatına göstermenin tam cezası ola*rak; o bıçaklı bacaklar Cehennem’in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada em*niyet ve sadakatı kay*bettiği için, hilka*ten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç ol*duğu münasib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına bela bulur. Hatta bu halin neticesi ola*rak, o âhirza*manda, bazı yerlerde nikaha rağbetsizlik ve ri*ayetsizlik yü*zünden, kırk kadına bir erkek neza*ret edecek derecede ehemmi*yetsiz, sahipsiz, kıymetsiz bir surete gi*re*ceği, hadisin riva*yetinden anlaşılıyor.» (Gençlik Rehberi sh: 23)</p>
<p>«Rivayette var ki, “fitne-i âhirzaman o kadar deh*şetlidir ki, kimse nefsine hâ*kim olmaz.” Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitne*den istiaze etmiş,([73]) azab-ı kabirden sonra ‘min fitneti’l mesihi’d deccal&#8230; min fitneti ahiri’z zaman’([74]) vird-i ümmet([75]) olmuş.</p>
<p>Allahu a’lem bissavab,([76]) bunun bir te’vili([77]) şudur ki: O fitneler nefisleri kendine çe*ker, meftun eder. İnsanlar ihti*yar*larıyla, belki zevkle irtikab ederler. Meselâ: Rusya’da ha*mamlarda kadın-erkek beraber çıplak gi*rerler ve kadın kendi güzelliklerini göster*meğe fıtraten çok meyyal olma*sın*dan seve seve o fitneye atılır, baş*tan çıkar. Ve fıtra*ten cemal*pe*rest([78]) erkekler dahi nefsine mağlub olup, o ateşe sar*hoşane bir sürur ile([79]) dü*şer, ya*nar. İşte dans ve tiyatro gibi o za*manın lehviyatları([80]) ve kebairleri ve bid’a*ları,([81]) bi*rer cazibedarlık ile, pervane gibi nefispe*restleri etra*fına toplar, sersem eder. Yoksa cebr-i mutlak([82]) ile olsa ihtiyar kalmaz, gü*nah dahi ol*maz.» (Şualar 584)</p>
<p>«Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama “Mesih”([83]) namı verildiği gibi her iki([84]) deccala dahi “Mesih” namı verilmiş ve bütün rivayetlerde ‘min fitneti’l mesihi’d deccal&#8230; min fitneti’l mesihi’d deccal’ denilmiş. Bunun hikmeti ve te’vili nedir?</p>
<p>Elcevap: Allahu a’lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede([85]) bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal,([86]) şeytanın iğvâsı([87]) ve hük*müyle şeri*at-ı İseviyenin([88]) ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşist*liğe ve Ye’cüc ve Me’cüc’e([89]) zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan “Süfyan”([90]) dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desisele*riyle kaldırma*ya çalışarak, hayat-ı beşe*riyenin maddî ve mâ*nevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sar*hoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve mer*hamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine([91]) ba*taklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat([92]) bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdat*tan başka zapt altına alınamaz.» (Şualar sh: 593)</p>
<p>Resul-i Ekrem (A.S.M.) «Nakl-i sahih-i kat’i ile fer*man etmiş ki: ‘iza meşevûl mütaytâü ve hademethüm benatü farise verrûmi&#8230;ilh.’([93]) deyip “Ne vakit size Fars ve Rum kızları hiz*met etti; o vakit belanız, fitne*niz içinize gire*cek, harbiniz dahilî ola*cak, şerirleriniz başa ge*çip, ha*yırlılar ve iyi*le*ri*nize musallat olacaklar!” haber vermiş. Otuz sene sonra, haber verdiği gibi çıkmış.» (Mektubat sh: 107)</p>
<p>Ayet ve hadisler, umum zamanlara bakan ders ve ikaz*ları verirler.</p>
<p>Bu rivayette dikkat çekilen, kadın - erkek ihtilâtı yani beraberce aynı mahallerde arayı ayırmadan bulunmanın fecî neticeleri gösterilmiş oluyor. Asrımızda ise, bu durum en dehşetli şekliyle tahrik olunmuş ve milleti istila etmesine kapılar açılmıştır.</p>
<p>Müslüman ailelerin bu afetten uzak durma gayretinde olmaları zarurîdir.</p>
<p>Evet, bilhassa âhirzaman fitnesinde kadınların cemi*yete çıkıp, erkekler arasında karışık bulunmalarının mahzur*larını anlatan Bediüzzaman Hazretleri bir eserinde veciz bir ifa*deyle şöyle der:</p>
<p>«Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri</p>
<p>yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli</p>
<p>(HAŞİYE)</p>
<p>Mimsiz medeniyet,([94]) taife-i nisâyı yuvalardan uçur*muş, hür*metleri de kırmış, mebzul metâı([95]) yap*mış. Şer’-i İslâm([96]) on*ları</p>
<p>Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, ra*hatları evlerde, hayatı âilede. Temizlik ziynetleri.</p>
<p>Haşmetleri([97]) hüsn-ü hulk,([98]) lütf-u cemâli([99]) ismet,([100]) hüsn-ü kemâli([101]) şefkat, eğlencesi evlâdı. Bunca esbab-ı ifsat,([102]) demir se*bat ka*rarı</p>
<p>Lâzımdır, tâ dayansın. Bir meclis-i ihvanda([103]) güzel karı gir*dikçe, riyâ ile rekabet, haset ile hodgâm*lık([104]) depretir damar*ları.</p>
<p>Yatmış olan hevesat birden bire uyanır. Taife-i ni*sâda ser*bestî inkişafı, sebep olmuş beşerde ah*lâk-ı seyyienin bir*den bire inkişafı.</p>
<p>Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suret*ler denilen küçük cenazelerin, mütebessim mey*yitlerin([105]) rolleri pek az*îmdir. Hem müthiştir tesi*ri.HAŞİYE</p>
<p>Memnu heykel,([106]) suretler, ya zulm-ü mütehaccir,([107]) ya mü*te*cessid riyâ,([108]) ya müncemid hevestir.([109]) Ya tılsımdır; celb eder o habis ervahları.» (Sözler sh: 727)</p>
<p>Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulu*yor:</p>
<p>Resulullah (A.S.M.): Benden sonra er*keklere ka*dınlardan daha zararlı bir fitne, bir imtihan vesilesi bırakmadım.» [110]</p>
<p>«Nitekim “Kadınlar şey*tanın ağlarıdır” denil*miştir. Şeytanlar (ifsad cereyanları) başka tarik([111]) ile aldata*madıkla*rını, en ziyade kadınla aldatır.([112])» (Elmalılı Tefsiri sh: 1471)</p>
<p>Kur’ân ve hadîs lisanında “şeytan” kelimesinden, ma*kamına göre, münafıkâne ifsad eden insî şeytan([113]) ve müna*fıklar dahi kasdedilir.</p>
<p>Ezcümle bir tefsirde (Kur’ân, Bakara suresi 14.) âye*tinde geçen “şeyatînihim” ifadesi açıklanırken deniliyor ki:</p>
<p>«Bu âyette insan şeytanları olduğunda müfessirînin ihtilafı görülmüyor.» (Elmalılı Tefsiri sh: 238) Yani müfes*sir*ler ittifak etmişlerdir.</p>
<p>Bir başka rivayette de şu ifadeler var:</p>
<p>«Hazret-i Peygamber (A.S.M.) Ebuzer&#8217;e (R.A.): ‘İns ve cin şeytanlarından taavvüz ettin mi? (Allah’a sığınmak duasını okudun mu?) buyurmuştu. Ebuzer: İnsin de şey*tanları var mıdır? dedim.</p>
<p>– Evet onlar cin şeytanlarından daha şerlidir.» (Elmalılı Tefsiri sh: 2029) buyurdu.</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri böyle şerirlere atfen Yahudî kız ve kadınlarının sefahet-i beşeriyede ve bilhassa âhir*zaman fitnesinde oynadıkları rolü kanun-u küllîsiyle ifade eden şu âyeti nazara verir:</p>
<p>«‘yüzebbihune ebnaeküm ve yestehyüne nisaeküm’([114]) Benî İs*rail’in oğullarının kesilip kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Firavun za*manında yapılan bir ha*dise ünvanıyla, Yahudi milletinin ekser memle*ketlerde her asırda maruz olduğu müteaddit katli*amları, kadın ve kızları hayat-ı beşeriye-i sefihâ*nede oynadıkları rolü ifade eder.» (Sözler sh: 402)</p>
<p>Bir hadis mealinde de şöyle buyuruluyor:</p>
<p>«İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki: Onların endişeleri mideleri olacak, şeref*leri de meta-ı dünya([115]) olacak ve kıbleleri de kadınları olacak ve dinleri de dir*hem ve dinarları (paraları) olacak. Bunlar mahluka*tın en şerlile*ridir ve Allah katında onların hiç nasibleri yok*tur.» (Keşf-ül Hafa hadis: 3270) (Ramuz-ül Ehadîs sh: 504)</p>
<p>Âhirzaman fitnesinde bozulan in*sanların garib halle*rini haber verip ikaz eden bir rivayet de şöyledir:</p>
<p>«Sizden sonra öyle insanlar gelecek ki, türlü ve zevkli yemekler yiye*cek, renkli ve rahat binitlere bine*cek, rengârenk ve güzel kadınlarla evlenecek, kat kat ve ne*fis ku*maşlar giyecektir. Onların bir mideleri var ki az ile doymaz, onların bir istekleri var ki çoğa da kanaat et*mez. dünyaya bağlanmışlar, Akşam-sabah düşün*dükleri ve tap*tık*ları dünyalıktır. Onu, Allahü Teâla’nın dışında ilâh ve Rablerinden başka rab kabul ederler. Bütün çaba*ları dünya içindir. Yalnız hevâ ve hevesle*ri*nin peşinde koşar*lar. Abdullah’ın oğlu Muhammed’in kat’î sözü şudur ki; si*zin veya onların peşin*den, siz*den sonra veya onlar*dan da sonra gelenlerden o güne yeti*şenler, bunlara selâm ver*me*sin, hastalarını ziyaret et*mesin, cenazelerine gitmesin ve büyükle*rine hürmet göster*mesin*ler. Zira bunları yapan*lar, İslâmiyet’in yı*kılmasına yardım etmiş olur*lar.»([116]) (İhya-i Ulum-üd Din ci:3,. sh:516)</p>
<p>Âhirzaman fitnesine karşı teyakkuz ve ibret için dik*kat çekici olan böyle riva*yetler, bozuk cemiyetlerde aşı*lanan sefih hayattan uzak durmayı ders verir.</p>
<p>ASIL SUÇLU KİMLER?<br />
Tesettür gibi kat’î ahkâm-ı Kur’âniyeyi tebliğ ve mü*da*faa etmeyi suç sayanlara karşı, mahkemelerde hem ilmî hem de susturucu cevaplar veren Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu cevapları milletin ikaz ve irşadı için neşret*miş*tir.</p>
<p>Adliyece yapılan bu tarz bir suçlama ve cevabı misal olarak aynen alıyoruz ki, günümüz müslümanlarına örnek ol*sun.</p>
<p>«Hem suçlarından diye: “Tekke ve zaviyelerin ve med*reselerin kapatılması ve lâikliğin kabulü, İs*lâmiyet ye*rine milliyet esaslarının konulması, şap*ka giyilmesi, te*settü*rün kaldırılması, Lâtin harfle*rinin huruf-u Kur’âniye ye*rinde ceb*ren kabulü, Türkçe ezan ve kamet okun*ması, mekteplerde din derslerinin kaldırılması, kadınlara erkekler dere*cesinde irsiyet([117]) ve hak tanınması ve te*ad*düd-ü zevcatın([118]) kaldırılması gibi inkı*lâp hareketle*rini bid’at, dalâlet, ilhaddır diyen, irtica ile suç*lu*dur” diye yazmışlar.</p>
<p>Ey insafsız hey’et! Eğer her asırda üç yüz elli mil*yo*nun kudsî ve semâvî rehberi([119]) ve bütün saadet*lerinin prog*ramı ve dünyevî ve uhrevî hayatın mukaddes hazinesi olan Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyâ*nın tesettür ve irsiyet ve teaddüd-ü zevcat ve zik*rullah ve ilm-i dinin dersi ve neşri ve şeâir-i dini*yenin([120]) mu*hafazası haklarında gelen ve tevil kal*dırmaz sarih çok âyât-ı Kur’âniyeyi inkâr etmek ve bütün İslâm müçtehid*lerini ve umum şeyhülis*lâmları suçlu yapmak mümkünse ve mürûr-u za*manı ve müteaddit mahkemelerin beraatlerini ve af kanun*ları ve mahremiyet ve mahrem veç*hini ve hürriyet-i vicdan ve hürriyet-i fikri ve fikren ve il*men mu*halefeti memleketten ve hükûmetler*den kaldırabilir*seniz, beni bu şeylerle suçlu yapı*nız. Yoksa siz hakikat ve hak ve adâlet mahke*mesinde deh*şetli suçlu olursunuz. Said Nursi» (Şualar sh:431)</p>
<p>1952 senesinde İstanbul’da açılan Gençlik Rehberi Mahkemesinin ehl-i vukuf raporunda kadınların örtünmeleri ve açık saçıklığın önlenmesi için Hazret-i Üstadın verdiği nasihatı suç saymalarına karşın yazılan itiraznamenin bir kısmında aynen şöyle deniliyor:</p>
<p>«Şimdi bütün münevverlerin ve çok ediplerin ve terbiyecilerin vatan ve milletperverlerin şikâyet ettikleri ahlâksızlığın ve fuhuş tehlikesinden mu*hafaza için gençlere iyi ahlâk, yüksek namus, iman ve fazilet dersi veren, vatana millete bir uzv-u nâfi hâline gelmelerini temin eden, adalet ve âsâyiş lehinde en birinci kuvvet olarak mem*leket ve milletin saadetine hizmet eden Gençlik Reh*beri adlı eserinin müsaderesine ve müellif-i muh*tereminin mahkûmiyetine sebep olmak için diyorlar:</p>
<p>“Bediüzzaman tesettür taraftarıdır. Kadınların yarı çıplak, açık dolaşmalarına, İslâmiyete karşı muharebede şeytan kumandasına verilen fırkalar olarak tasvir etmekte, kadınların bugünkü içtimaî hayatta açık bacak ve yarım çıplak giyinmelerini günah saymakta, Bediüzzaman halihazır bu açık, yarım çıplak giyinişleri evlenmelere mâni olup fuhşa teşvik edici mahiyetinde görmektedir. Ve yine Bediüzzaman’a göre, kadını güzelleştiren şey ve kadının hakikî ve daimî güzelliği içtimaî hayat*ta yer alan süslenmek, vücutlarını teşhir etmek ol*mayıp, terbiye-i İslâmiye dairesinde âdâb-ı Kur’*âniye ziynetidir. Bediüzzaman dinî tedrisat taraf*tarıdır. Risale-i Nur adı verdiği dinî tedrisat saye*sinde mahkûmların on beş haftada ıslah olacakla*rını—ki, Denizli ve Afyon hapishaneleri, adliye*nin, gardiyan ve müdürlerin şehadetiyle sabittir—söylemektedir. Bediüzzaman, câzibedar bir fit*neye esir olan gençlerin din hakikatleriyle ve Nu*run imanî dersleriyle kurtulacaklarına kanidir.”</p>
<p>İşte “Bu fikirleriyle suçludur, kanunen mahkûm edilmesi lâzımdır” diyorlar. İşte bunlar güya ehl-i vukuf namında memleket gençliğine adalet ve hak ve hürriyet derslerini verecek profesörler veya hukuk doçentleridir!</p>
<p>İşte, ey adalet-i hakikiyenin mümessilleri sıfa*tıyla hukuk-u umumiyeyi ve haysiyet-i milliyeyi muhafaza eden hâkimler! Gençlik Rehberi’nin imanî dersleri ve ahlâkî telkinleri, ehl-i vukuf ra*porundaki gibi bir suç mevzuu olarak kabul edili*yorsa, bu müellifi bu büyük hizmetinden dolayı mes’ul tutuluyorsa, eğer öyleyse, o zaman yukarı*da arz ettiğimiz bu millete, bin yıllık tarihine, an’*anesine idarî ve örfî([121]) kanunlarına, bu milletin ebedî medâr-ı iftiharı olmuş mukaddes dinine, mukaddes İslâmiyet hakikatlerine, kudsî Kur’ân derslerine ve o kudsî hakikatlere sarılarak İslâmî medeniyeti kemâl-i şâşaa ile dünyaya ilân eden bir aziz ecdada ve onların haysiyetine, hukukuna, mâneviyatına savrulan tahkir ve tezyifleri, indiri*len darbeleri ve söylenen iğrenç iftiraları kabul etmeniz lâzımdır. Bu büyük, mânevî cinayetleri hoş görüp kabul etmekle, ismî ehl-i vukufların, suç isnad ettikleri Gençlik Rehberi suç sayılabilir. Ve ancak o cihetle müellifi mahkûm ve Rehberi neşreden talebeleri muahaze olunabilir. Yoksa, adalet-i kanun ve hürriyet-i fikir ve vicdan düstu*ruyla mahkûmiyeti ve muhakemesi mümkün de*ğildir. Hürriyet-i fikir ve hürriyet-i vicdan düstu*runu en geniş mânâsıyla tatbik eden cumhuriyet idaresinin demokrasi kanunlarıyla asla kabil-i telif değildir.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 136-137)</p>
<p>Bu gibi gayr-ı hukukî ve din vicdan hürriyetlerine açık muhalefetle dine ve ehl-i dine yapılan hücumlar senelerden beri Türkiye’ye göz diken gizli bir cereyanın varlığına, iğfalat ve if*sadatına delalet eder. Günümüzde de insaniyet, medeniyet ve hukukî kaidelere muhalefetle tesettüre karşı yapılan baskılar aynı cereyanın tahrikleridir.</p>
<p>Fakat asil ve şerefli müslüman milletimiz, bu baskılara karşı müsbet hareket yoluyla mukaddesatını korumada metaneti ve sebatı daha çok kuvvet kazanmış ve kazanıyor, mücahidlikte terakki ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/bediuzzamandan-tesettur-ile-ilgili-seri-olculer.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tesettür ile ilgili hadisler</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/tesettur-ile-ilgili-hadisler.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/tesettur-ile-ilgili-hadisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 10:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür üzerine]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[hadis]]></category>

		<category><![CDATA[hadisler]]></category>

		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<category><![CDATA[türban]]></category>

		<category><![CDATA[türban hadis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/55/tesettur-ile-ilgili-hadisler/</guid>
		<description><![CDATA[1- “Şüphe yok ki ALLAH, Ademoğluna zinadan payını yazdı (yani onun kendi iradesini kullanarak işleyeceği zina türünü levh-i mahfuz’da belirtti, diğer bir yoruma göre şehvet sevgisini onun fıtratına yerleştirdi). Artık Ademoğlu yazılan payına kesinlikle ulaşır. Gözlerin zinası (şehvetle) bakmak, dilin zinası (haramı) konuşmaktır. Nefis de (zinayı) temenni edip şehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunların ortak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- “Şüphe yok ki ALLAH, Ademoğluna zinadan payını yazdı (yani onun kendi iradesini kullanarak işleyeceği zina türünü levh-i mahfuz’da belirtti, diğer bir yoruma göre şehvet sevgisini onun fıtratına yerleştirdi). Artık Ademoğlu yazılan payına kesinlikle ulaşır. Gözlerin zinası (şehvetle) bakmak, dilin zinası (haramı) konuşmaktır. Nefis de (zinayı) temenni edip şehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunların ortak isteklerini yerine getirmek suretiyle onları tasdik eder ve arzularını gerçekleştirmekten imtina etmekle onları tekzib eder.”10 buyurur.<br />
<span id="more-55"></span><br />
2- Ashabdan Cerir bin Abdullah el-Becelî (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Ben Rasûlüllah (s.a.v)’e (harama) ani bakışın hükmünü sordum. O, bana, gözümü başka yöne çevirmemi emretti”.11</p>
<p>3- “Ey Ali! Harama (tesadüfen) bakışın ardından (kasıtlı) olarak tekrar bakma; çünkü, şüphesiz (tesadüfen olan) birincisi sana (muaf)tır ve (kasıtlı olan) sonuncusu sana muaf değildir”.12</p>
<p>4- Hz. Âişe (r.a) “ALLAH ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! ALLAH “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince onlar eteklerinden (bir rivayette en kalın olanı) kesip onunla başlarını örttüler.” der.13</p>
<p>5- Hz. Âişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.14</p>
<p>6- Hz. Âişe (r.a) şöyle demiştir: “Ebû Bekr (r.a)’ın kızı Esmâ (ki Âişe validemizin ablasıdır) ince bir elbise ile örtülü olarak Rasûlüllah (s.a.v’in) huzuruna girdi. Rasûlüllah (s.a.v) ondan yüzünü çevirdi ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini işaret ederek; “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca vücudunun şurası ve burası dışında kalan yerlerinin görülmesi (gösterilmesi) caiz değildir.” buyurdu.15</p>
<p>7- Yine Hz. Âişe (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “ALLAH’a ve ahiret gününe inanan bir kadın ergenlik çağına varınca yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini açması helâl değildir!” buyurdu.16</p>
<p>8- Ebû Hureyre (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) “Ateş ehlinden olup, görmediğim iki sınıf insan var: (Birisi) yanlarında bulunan sığır kuyruklarına benzer kamçılarla insanları döğen (işkence yapan) bir kavimdir. (Diğeri) giyinik, çıplak birtakım kadınlardır&#8230;”17 buyurdu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/tesettur-ile-ilgili-hadisler.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>The modern Islamic Woman</title>
		<link>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/the-modern-islamic-woman.html</link>
		<comments>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/the-modern-islamic-woman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 10:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tesettür üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/54/the-modern-islamic-woman/</guid>
		<description><![CDATA[Many women in Turkey want to use Islam to free themselves from traditional life-patterns. They think that Islam supports women getting an education, working and being politically active, at the same time as it emphasises women’s central role in the Muslim family.
Nina Kristiansen nina@kilden.forskningsradet.no (30.01.2004)
One side of the growth of the Islamic movement during the [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Many women in Turkey want to use Islam to free themselves from traditional life-patterns. They think that Islam supports women getting an education, working and being politically active, at the same time as it emphasises women’s central role in the Muslim family.<br />
Nina Kristiansen nina@kilden.forskningsradet.no (30.01.2004)</p>
<p>One side of the growth of the Islamic movement during the eighties and nineties in Turkey has been the social and political mobilisation of a large number of conservative women who were not earlier active in the public arena.<br />
<span id="more-54"></span><br />
The conservative Islamic parties in Turkey have network-building as one of their strengths. They are present in the local communities and organise existing neighbourhood networks. Religion gives the organising efforts strength and makes it easy for women to join. Women’s political activity has been important in the process of bringing the different Islamist political parties to power. In 2002 The Islamic Justice and Development Party won the elections.</p>
<p>American Jenny White has done ethnographic research in Turkey in the period 1994-2002, primarily on Islam activists in a working class neighbourhood in Istanbul. She thinks that the Islamist movement has given women new possibilities; the possibility of getting an education or work training, to work outside the home and to participate in political activity. Women participate in activities which previously were male-dominated. Jenny White also says that working for a party was important for women who did not have the possibility to attend university. The political work meant a kind of education, a legitimate profession, an identity and a way of increasing one’s personal network.</p>
<p>The Tesettür is a key symbol of<br />
the Islamic Movement in Turkey.<br />
Photo: www.biriz.biz<br />
Back to the home</p>
<p>Jenny White thinks that the Islamist movement’s expectations toward women represent a paradox since it also claims that women’s primary tasks are at home with the family. And there are large class differences concerning women’s freedom of choice when they marry or get their first child.</p>
<p>When Islamist ideology and activism opened doors for women, they turned out to be rotating doors for women from the lower classes, White says. Poorer women have the possibility of being modern Islam women as students, workers or activists until they marry or have their first child. At that point they are no longer able to maintain a life as activist or employed. Due to the lack of economic resources they have to retire to security, but also to isolation, in the patriarchal family household. There the ruling virtues are virginity, honour, obedience and motherhood.</p>
<p>A common theme in Islamist literature now is the spot Islamist women come in when they marry and lose the voice they had as activists.<br />
The veil’s many meanings</p>
<p>Women’s participation in politics has started a discussion about “the new Islam woman”. She is portrayed as being educated, engaged in society and politics, and she challenges the secular elite by representing an alternative modern elite image and identity. The central symbol for the modern Islamic woman is a certain kind of veil: Tesettür.</p>
<p>The symbolism of the Tesettür veil is contradictory. It is a sign of equality among Islamists and hides class differences. It signals opposition toward the secular authorities. It signals high morals. It symbolises on the one side ideas about an Islamic modernity where women are educated, at work and politically active. On the other side the veil refers to values such as patriarchal hierarchy, gender segregation and women’s domestic role. Still other times the veil is simply a fashion garment that implies that the bearer is urban in upward social mobility.</p>
<p>Islamists differentiate between the modern tesettür-scarf and the more traditional veiled covering. One of White’s informants told her that her mother covered herself in the traditional manner, but that her own use of the veil is more conscious and has a more definite aim than the traditional use. Veil and covering because is is required by religion or patriarchal authority is not the same as conscious Islamist practice. White claims that the tesettür veil has roots in the Ottoman elite’s fashion, not in the traditional covering practised by most people.</p>
<p>Through the nineties the definition of the modern Islam woman was freed from the ideology and transformed by a commercial market forming an Islamic elite lifestyle which was out of reach for poorer female activists. As a commercial fashion accessory the tesettür is associated with an urban life and a modern Islamic active woman’s life. There are constantly changing patterns and colours, special fashion shows and shops. Women from the working class can just barely keep up by washing and ironing their one or two veils.</p>
<p>As a uniform and symbol of social mobility the Tesettür veil unites people across class and political motivation. As a fashion accessory it differentiates between those who can afford to follow the latest trend and buy quality material and those who can not afford to.<br />
The veil as protection</p>
<p>When women cover their head and body in the Muslim manner it becomes possible for them to take the step over the home’s threshold and out into public life with education, work and political activism. Islamic funds gave student grants and gender-segregated student dormitories so that young women from conservative, poor families could partake in higher education. The veil established a kind of mobile honour-zone within which women could participate along with male students and teachers without fearing for their reputation.</p>
<p>Veiled women said that they could move freely through town without the fear of being pestered, while women who were dressed in Western clothes complained that they were meddled with and molested by men on busses and on the street.<br />
Contrasts between women and men</p>
<p>White’s opinion is that feminists and female activists represent a separate political stream in the Islamist movement of the nineties. They used the Koran to explain and justify modern, universal and even feminist ideas about the role of women, which to a large degree challenged the norms of the community. But White thinks that these women’s politics were not necessarily in harmony with the Islamist parties’ ideals about and politics for women.</p>
<p>Even though women’s participation in the Islamist movement and in the work of the parties was extensive and important, almost no women are represented in the leadership of the parties. And the parties’ women’s groups and committees often lack formal status.</p>
<p>White found that women and men attach importance to different sides of the Islamist movement. She interviewed local activists in the Islamist Welfare Party. She asked women about ideals and political goals, and they told of a greater freedom of action and a breach with traditional expectations in the community. The women wanted to use work in the Party to improve women’s position, especially through education and work outside the home. For women the Islamist movement promises more democracy and a new political arena. The women said: “I have found myself; now I want a position in the Party.”</p>
<p>When White went into the neighbouring office to interview male activists she heard about other goals and ideals. Here were ideals about traditional women’s roles, an increase in men’s power over women and polygamy.</p>
<p>Male activists could often differentiate between unmarried women: the ones who were educated and who should work, and uneducated women who would be better off at home than in a job where they would be discriminated and pestered. But the men were against the idea of women working outside the home after getting married. The education of women was still a good idea since it would make them better mothers.</p>
<p>The conflicting ideas of the Islamic movement also live in the women themselves. White has often met women activists who keep up two sets of ideas about women at the same time; that they promote the role of women in the home at the same time as they go to university, edit periodicals and run election campaigns.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tesetturnedir.com/tesettur-uzerine/the-modern-islamic-woman.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
