Cumhuriyet ile birlikte modern kıyafetlere bürünmekte acele etmeyen mütedeyyin memur eşleri, bütün vücudu kapatan ferace ve çarşafı terk edip, manto ve başörtüsünü tercih ederek cumhuriyet karşıtı olmadıklarını ispatlama yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda kaldılar. Osmanlı bakiyesi ilk kuşak kadınlar, hayatlarını evlerinde sürdürdükleri için, dizin altında biten mantoları, kalın çorapları, alnı kapatan üçgen başörtüleriyle cumhuriyetin ilk mantolu kuşağı olarak tarihe geçip, kendinden birkaç kuşak sonra gelecek dindar genç kızlar ve kadınlar için hizalama cetveli niyetine kullanılacaklarını bilmiyorlardı. Esasında onlar, zihniyet olarak dindar ninelerinden farksız, fakat kıyafetleriyle farklı olmaya mecbur tutulmuş kadınlardı. Zincirin koptuğu yerdeydiler. Ne var ki, konumları ve tutumları, kırılma noktasındaki ek olarak değerlendirilmemiş, geleneğin bizzat kendisi olarak kabul edilmişti: “Benim anneannem de dindardı ama bunlar gibi başını örtmüyordu”
“Benim annem/ninem başını böyle örtmüyordu” noktasından başlatılan başörtü karşıtlığına, savunma, 70′li ve 80′li yıllar boyunca Atatürk’ün eşinin de başının örtülü olduğu üzerinden yapıldı. Modern Türkiye’nin modern kadınları için çarşafı terk etme kampanyalarının düzenlendiği, çekilişlerle mantoluk kumaşlar verildiği dönemlerde, Latife Hanım örneğinde olduğu gibi kadınların başlarıyla birlikte alınları kapalıydı. Hatta Latife Hanım’ın birkaç kareden fazla olmayan bu başörtülü resmi, başörtüsü yasaklarının başladığı dönemlerde başörtüsünün “Atatürkçülüğe” aykırı olmayan ispatı olarak gazetelerde ziyadesiyle yer aldı.
Alnın kapalılığına verilen önem secde edilecek yeri saklamak olarak manalandırılıyordu. Modern tıbbın iki kaşın ortasında, alındaki noktayı, beynin insani özelliklerinin bulunduğu yer olarak tanımlıyor olması bu bakımdan dikkat çekici.
Göktürk başlığından penye ‘bone’ye
Onuncu Yıl Marşı’nın “Çıktık açık alınla” dizerine inat 1970′li yıllara kadar mümin kadınlar alınlarını örttüler. Şehirde başörtüsü öne çekilerek yapılan alnı kapatma işlemi, Anadolu’da yöreden yöreye değişen kadın başlıkları ile gerçekleştiriliyordu.
Anadolu’daki kadın başlıklarının çeşitliğini belirleyen temel etken iklim özellikleri ve buna bağlı olarak kadının kırsal kesimde iş gücünü ortaya koyması ile bağlantılandırılabilecek bir durum.
ŞEKİL DEĞİŞİYOR
Yaşmağın altına takılan başlıkların Göktürkler’e kadar uzanan bir sürekliliğe sahip olması dikkat çekici. Bu süreklilik, 1990′ların ortalarından itibaren başörtüsünün içine takılan penye bonelerin alna kadar indirilmesiyle oluşturulmuş yeni biçimiyle yoluna devam ediyor. Batılılaşma macerası ile birlikte kadın giyim kuşamı ve kadın giyim kuşamının en önemli unsuru olan baş bağlama şekilleri de değişiklik gösteriyor.
Fikirlerinizi bizimle paylaşın
Kategori: Başörtüsü üzerine

